Uzayda Gelişmiş Yabancı Bir Medeniyete Ait Olduğu Sanılan Bir Yapı Gözlemlendi!

By | 16 Ocak 2018
1 ay önce 231 views 0 Comment

Evrende Yalnız Değil miyiz?

Son birkaç yıldır NASA tarafından da yürütülen Mars keşifleri Hubble teleskobunun emekliye ayrılışı ve uzayda yeni gezegenlerin keşfi derken son birkaç yıl gerçekten insanlık için inanılmaz geçti.

Tamda bu keşiflerin ve araştırmaların ardından, özellikle Hubble teleskobunun emekliye ayrılışı ve daha güçlü bir halefinin yerini almasıyla ( Kepler Teleskobu ). Genç teleskop Kepler yakın zamanda uzay boşluğunda ve bizden yaklaşık 1500 ışık yılı uzaklıkta bir yıldızın etrafında devasa bir halka keşfetti.

Kepler teleskobunun bu büyük keşfinden ortaya çıkan sonuca göre doğal olmayan bu halkaların dünya dışı ve çok gelişmiş bir tür tarafından yapıldığını gösteriyor.

Genç teleskop kepler, hubble’a göre daha kapsamlı görüş açısına ve daha detaylı gözlem gücüne sahip. Bundan dolayı kepler, gezegenlerin çevresindeki kayalık halkalardan yüzeylerdeki lekelere, kreterlere kadar gözlemleyebiliyor. Aynı şekilde yıldızların ya da gezegenlerin parlamalarını veya ışık yoğunluklarını da hesaplayabiliyor.

Kepler her zaman yaptığı bu keşiflerden sonra öyle bir keşfe imza attı ki, ne yıldız ne gezegen buldu. Dünyamızdan 1500 Işık Yılı uzaklıkta bir yıldızın etrafında halka biçiminde duran ve kesinlikle doğal olmayan ve gelişmiş bir tür tarafından yapıldığı düşünülen bir yapı keşfetti.

Yukarıda da bahsettiğim gibi, kepler teleskobunun şimdiye kadar ki keşifleri genelde aynı yapıya sahip gök cisimleri üzerine olmuştu. Ama bu yeni keşfedilen yapı ne bir yıldız ne bir gezegen ne de bir gezenin halkası. Yapı tam anlamıyla uzayda normalde olmaması gereken bir forma sahip.

Keşfedilen bu yeni yapı üzerine birçok araştırma yapıldı. Bilim insanları tarafından yapılan araştırma ve incelemelere göre yapıya herhangi bir tanım getirilemedi. Ama varılan ortak kanıların sonucunda bu yapıların doğal yollarla oluşmadığı ve gelişmiş bir medeniyet tarafından inşa edildiği vurgulandı.

Peki bu devasa uzaylı yapıları nedir, ne işe yarar?

Yapı, Kardashev ölçeğinde bahsedilen Dyson küresine benzetiliyor. Küre çevresinde bulunduğuyıldızın enerjisiyle güç kazanıyor. Bu yapı, inşaa edildiğinde yıldızın çevresine konumlanıyor ve bu yıldızın enerjisini kullanıyor. Kullandığı bu enerjiyi kendi merkezine göndererek varlığını sürdürüyor. Enerji transferi süresince yıldızın enerjisi sömürüldükçe parlaklığı da zamanla azalarak yıldız sönüyor.

Royal Astronomical Society dergisinde yayınlanan bir yazıda KIC 8462852 yıldızı hakkında bilgilere yer verildi

KIC 8462852 Yıldızı hakkında Yale Üniversitesinde Tabetha Boyajian’ın çeşitli düşüncelerine yer verildi;

Boyajian “Daha önce de birçok yıldızı araştırdık yenilerinin keşfinde bulunduk ama hiçbir zaman bu şekilde bir yapıya rastlamamıştık. Bu yapıya rastlamak ve bu olaya tanık olmak gerçekten inanılmaz bir duyguydu. İlk başlarda görünen bu yapıyı hatalı bir veri olarak algılasak ta derin araştırmalarımız sonucunda hata olmadığını veya doğal bir yapı olmadığına karar verdik. ”

Yapılan incelemeler KIC 8462852 yıldızının doğrultusu ile günberi doğrultusunun yıldızın yörünge düzleminde oluşturduğu açı hakkında yapıldı. Bu araştırma 1. Bölümü kepler’in 788 ve 795 günleri arasında yapıldı.İkinci araştırma ise 1510 ve 1570 günleri arasında yapıldı.

İlk araştırma ( ya da anomali de diyebiliriz ) sırasında kepler yıldızın ışık düzeyinin yüzde 15 oranında düştüğünü gözlemledi. İkinci araştırma sırasında ise anomali de oluşan ilginç patlamalarla ışık düzeyi yani parlaklığı yüzde 22 kadar düşüş gösterdi. Bu düşüşlerin normal olmamasının sebepleri ise gayet açıktı; bir yıldızın ışık düzeyinin bu kadar hızlı azalmasına sebep olabilecek durumlar, yıldızın bize ulaşması gereken parlaklığını engelleyecek çok büyük bir gök cisminin olması ya da bir karadeliğin varlığı olmalıydı ki, tespit edilen herhangi bir başka gezegen, yıldız ya da karadelik yoktu. O halde farklı bir arayış içine grilmeliydi ki bu araştırma sırasında tespit edilen devasa yapının herhangi bir doğal oluşumun sonucu olmadığı anlaşıldı.

Her zaman söylediğimiz gibi uzay boşluğunda toz zerresi kadar bile değiliz diyebiliriz. Evrenin ve galaksimizin devasa boyutu ve 13 milyar yıldan uzun zamandır uzay boşluğunda olması zaten imkansız gibi görünen çoğu şeyi açıklamaya yetiyor bile.

Yakın zamanda da Mevlüt Aşgın’ın “ Yalnız Değiliz ” Adlı kitabını okumaya başladım ve bu tarz olayları belgelere dayandırarak anlatan yazar, evrene, dünyaya ve inançlarımıza olan bazı olguları gerçekten düşünmemize yol açıyor.

Bu tür araştırmalara ve belgelere baktığımızda Dünya dışı gelişmiş medeniyetlerin olduğu gerçeği hem bizi çok korkutuyor hem de heyecanlandırıyor. Düşünmesi bile tuhaf geliyor. İnsanoğlu asırlardır gökyüzüne bakıyor ve bizim dönemimizde dünya dışı varlıkların yaptığı bir yapının varlığına ilk kez tanık oluyoruz.

 

Share it people

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir